Türkçe ||عربــــي || English

 

Şifremi unuttum    Yeni üyelik       E-mail:     Şifre:    
   ANA SAYFA
   BİZE DAİR
   SEMİNERLER
   MAKALELER
   TERCÜME MAKALELER
   FAALİYETLER
   YAYINLAR
   SÖYLEŞİLER
   SİZDEN GELENLER
   İRTİBAT
Google Grupları
Darulhikme grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Tüm site içeriğinde ara
ÇOK OKUNANLAR
Rıhle Dergisinin 7. Sayısı Çıktı
İslâmî Bilincin İhyası/Ebubekir Sifil hoca
Rıhle Dergisi'nin 2. Sayisi Çıktı
İhyâu Ulûmi'd-Dîn/T. Hakan Alp
SON EKLENENLER
Karaman Hocanın "Var"ları ve "Yok"ları-2
Karaman Hocanın "Var"ları ve "Yok"ları-3
Başörtüsünün Referans Kaynakları
Dil Belası
Pakistan halkı bize bakıyor

 
“İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır”
Soru: İnanç sistemimizde yer alan, fakat hayatımıza aksetmeyen "İki günü birbirine eşit olan zarardadır" hadisi şerifini bize geniş manada izah edebilir misiniz? İbadet hayatımıza iş hayatımıza sosyal hayatımıza nasıl yön vermesi gerekir? (Yani daha fazla ibadet mi yapacağız, daha fazla para mı kazanacağız, daha fazla insan mı tanıyacağız, daha fazla kitap mı okuyacağız v.b. Bu konuda yardımcı olursanız çok sevinirim.
Cevap: Halk arasında hayli yaygın olan bu cümle, aslında uzun bir hadisin bir parçasıdır. Hadisin aslı şöyledir: "İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır. Bugünü dününden kötü olan lanetlenmiştir." Buraya kadar olan kısım, bazı kaynaklarda Abdülazîz b. Ebî Ravvâd'ın rüyası olarak nakledilmiştir.[1] 159/775 yılında vefat etmiş, abid, Salih bir zat olan İbn Ebî Ravvâd, bir gece rüyasında Efendimiz (s.a.v)'i görmüş, kendisinden tavsiye istemiş, Efendimiz (s.a.v) de tavsiye babında böyle buyurmuştur. Rüyanın şer'î bir delil olmayacağı bedihidir. Ancak herhangi bir şer'î delil ile çatışmadığı sürece rüyayı gören, rüyasıyla amel edebilir. Rivayetin, bazı kaynaklar tarafından nakledilmiş daha uzun bir varyantı şöyledir: "İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır. Bugünü dününden kötü olan lanetlenmiştir. Artmayan eksilir. Eksilen için ise ölüm daha hayırlıdır. Cennet'i arzulayan hayırlı işlere koşsun. Cehennem ateşinden korkup çekinen, şehvani işlere uzak olsun. Dünyada zühd içinde yaşayan kimseye musibetlere karşı sabretmek kolay gelir."
ed-Deylemî tarafından Hz. Ali (r.a)'nin Efendimiz (s.a.v)'den rivayeti olarak nakledilen[2] bu varyant, senedindeki Muhammed b. Sûka isimli ravi sebebiyle zayıf bulunmuştur.[3]
Araştırabildiğim kadarıyla ulemanın bu rivayet hakkında "uydurma" hükmü vermemiş olması, tamamen kaldırılıp atılmayacağını gösterir. En az bunun kadar önemli bir diğer husus da hadisin nasıl anlaşılması gerektiği meselesidir.
Bu rivayeti zikreden kaynakların, metnin ne anlattığı noktası üzerinde dururken el-Büstî'den (İbn Hibbân?) naklettiği bir beyit ufuk açıcı niteliktedir: "Kişinin bu dünyada sahip olduğu fazlalık aslında noksanlıktır;
Mahza hayır olmayan her kazancı da hüsrandır."[4] Halk arasında yaygın olarak dolaşan bu rivayeti Efendimiz (s.a.v)'den sadır olmuş sahih bir hadis olarak itibara almak ve özellikle de dünya malı elde etmeye teşvik bağlamında kullanmak doğru değildir. Her şeyden önce Efendimiz (s.a.v)'in dünya ile ilişkisi ve ümmetine dünya ile ilişkileri konusunda yaptığı tavsiyeler bellidir. O (s.a.v) kendisi dünyaya hiçbir şekilde meyletmediği gibi bizleri de bu tehlikeye düşmekten şiddetle sakındırmış, "hayırlı" ve "kalıcı" olan ahiret hayatını merkeze alarak düşünce, davranış ve amellerimize bu istikamette yön vermemizi tavsiye buyurmuştur.
Sonuç olarak bu zayıf rivayeti, "daha çok dünyalık elde etmeye bakın; bugün kazandığınız dünyalık dün kazandığınızdan mutlaka daha fazla olsun. Yoksa zarar etmiş olur ve hüsrana uğrarsınız" şeklinde anlamak büyük bir hata olur. Bunun bizi götüreceği nokta sekülerleşmeden başkası olmayacaktır. Bu itibarla söz konusu rivayetin, "uydurma" olduğunu söyleyemesek bile,. "zayıf" olduğunu unutmamak, manasının ise, "yapabildiğiniz ölçüde her geçen gün daha fazla hayırlı ve salih amel işleyin" şeklinde olduğunu düşünmek -Allahu a'lem- en doğrusudur.
Ebubekir Sifil


[1] Ali el-Karî, el-Masnû", 174.
[2] Bkz. el-Firdevs, III, 611.
[3] Bkz. es-Sehâvî, el-Makâsıdu'l-Hasene, 402; el-Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, II, 274.
[4] el-Aclûnî, a.g.e., II, 275.
 
Ekleme zamanı: 04.02.2010 - 13:58:49
Bu Yazı Toplam 3310 Defa Okunmuştur

BU MAKALEYİ

Yazdır

Arkadaşına Gönder

Yorum Ekle
Yorumlar Bu Makaleye Toplam 0 Yorum Eklenmiştir.
Diğer Yorum İçin
Karaman Hocanın "Var"ları ve "Yok"ları-3
Dr. Ebubekir Sifil

Günümüzde İslamî İlimler Eğitimi Müfredatı: Mülahazalar III
Talha Hakan Alp

Başörtüsünün Referans Kaynakları
Dr. Serdar Demirel

Neden Âdâb-ı Şer’iyye Yahut Problem Nerede?
M. Fatih Kaya

İslam Dünyasından Alim ve Davetçileri Ağırlamaya Devam Ediyoruz.
Ömer Faruk Tokat

Dini Yükseltmek mi, Din ile Yükselmek mi?
Murat Türker

Hanefî Mezhebinin Meşhur Metin Kitapları II
Orhan Ençakar

İmam Tahâvî Biyografisine Bir Katkı
Abdulkadir Yılmaz

Bonaparte’dan Zağlul’a Mısır’da Masonluk
Yusuf Hanif

Hayrettin Karaman Hocanın bir Fetvası Üzerine bir Değerlendirme
Ahmed Turan

Tevfîk el-Hakîm
Abdullah Zerrar Cengiz

Kelam İlmi ve İslam Akâidi Şerhu’l-Akâid İsimli Tercüme Üzerine
Tedkik Komisyonu

İKTİBAS
Şarkiyatçı Bakış Açısının Din Araştırmalarına Etkisi
Dr. Murteza Bedir

Dâruşşafaka Cd. Başmüezzin Sk. No: 1 Fatih - İstanbul
Tel: +(9)0 212 631 24 43    Fax: +(9)0 212 532 11 34   e-posta: bilgi@darulhikme.org.tr
Hesap Bilgileri: Türkiye Finans Katılım Bankası, Yavuzselim Şubesi, Daru'l-Hikme adına,
Hesap No: 263255-1
 
Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    copyright verigoo 2007