Türkçe ||عربــــي || English

 

Şifremi unuttum    Yeni üyelik       E-mail:     Şifre:    
   ANA SAYFA
   BİZE DAİR
   SEMİNERLER
   MAKALELER
   TERCÜME MAKALELER
   FAALİYETLER
   YAYINLAR
   SÖYLEŞİLER
   SİZDEN GELENLER
   İRTİBAT
Google Grupları
Darulhikme grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Tüm site içeriğinde ara
ÇOK OKUNANLAR
Rıhle Dergisinin 7. Sayısı Çıktı
İslâmî Bilincin İhyası/Ebubekir Sifil hoca
Rıhle Dergisi'nin 2. Sayisi Çıktı
İhyâu Ulûmi'd-Dîn/T. Hakan Alp
SON EKLENENLER
Karaman Hocanın "Var"ları ve "Yok"ları-2
Dil Belası
Başörtüsünün Referans Kaynakları
Karaman Hocanın "Var"ları ve "Yok"ları-3
Pakistan halkı bize bakıyor

 
Hangi Ehl-i Sünnet?
Bugünü ve geçmişi bir takım ideolojilerin gözlüğüyle okuma kolaycılığının pazarlamasını yapmak dışında herhangi bir marifeti olmayan bazı çevrelerin, "Ehl-i Sünnet" vurgusuna her rastladığında niçin kırmızı görmüş gibi davrandığını anlamak zor değil. Olaylara, fikirlere ve vakıalara ideolojilerin refleksiyle tepki vermenin tabii ve kaçınılmaz sonucudur bu.
Bu çevrelerin tesbitine göre Ehl-i Sünnet çizgi, zaman içinde bir tür "eksen kayması"na maruz kalmış, Ehl-i Sünnet'in selefi ile halefi arasında belirgin bir tavır ve tarz farklılığı ortaya çıkmıştır. Bugün Ehl-i Sünnet adına elimizde yaşatılmaya çalışılan, selefin "hakiki" Ehl-i Sünneti değil, sonrakilerin "sahte" Ehl-i Sünnetidir!
Bu "sahte" Ehl-i Sünnet'in en ayırt edici vasfı da, zalim Emevi ve Abbasi yönetimlerinin icraatlarına doğrudan veya dolaylı destek vermeleri, payanda olmaları, hatta söz konusu icraatları "meşrulaştırıcı" bir fonksiyon ifa etmeleridir.
İddia bu. Ya delili?
Delili İmam Ebû Hanîfe'nin Emevi ve Abbasi yönetimleriyle ilişkileri. O, bu yönetimlerin hiçbir teklifini kabul etmediği halde, önde gelen öğrencisi İmam Ebû Yusuf Abbasilerin Başkadısı olmakta bir beis görmemiştir. İddiaya göre "kırılma" burada kendisini göstermektedir. Bu durum, İmam Ebû Hanîfe'nin "gerçek" Ehl-i Sünnet, İmam Ebû Yusuf'un ise "sahte" Ehl-i Sünnet olduğunu gösterirmiş!
İmam Ebû Yusuf'un bu tavrında kendisini gösteren "kırılma", "tevhidî çizgi"den sapmanın da başlangıcını teşkil edermiş!!
Hz. Hüseyin (r.a)'ın oğlu Ali Zeynelabidîn (rh.a)'in iki oğlundan İmam Zeyd, Emevi idaresine karşı Kûfe'de ayaklanmış ve 122/739 yılında şehid edilmiştir. Oğlu İmam Yahya ve torunu Abdullah da onun izinden giderek ayaklanmış ve şehid edilmişlerdir.
Bütün bunlar olurken, İmam Zeyd'in diğer oğlu İmam Muhammed el-Bâkır Emevi idaresine karşı herhangi bir fiili girişimde bulunmamış, isyan etmemiş, ayaklanmamış; bunun yerine ilim ve zühd hayatını tercih ederek hayatını o istikamette sürdürmüştür. Oğlu İmam Ca'fer es-Sâdık da, torunu Musa Kâzım da... aynı tavrı benimsemiştir. Hatta Musa Kâzım'ın oğlu Ali er-Rıdâ, Abbasi halifesi el-Me'mun ile oldukça sıcak ilişkiler kurmuş, el-Me'mun tarafından veliahd ilan edilmiştir! el-Me'mûn'un, "Halku'l-Kur'an" fitnesini Ümmet-i Muhammed'in her bir ferdin evine-ocağına bir ateş gibi düşüren Abbasi hükümdarı olduğunu burada bir not olarak ekleyelim. Dahası, kardeşi Zeyd, el-Me'mun'a karşı ayaklandığında İmam Ali er-Rıdâ, el-Me'mun tarafından kardeşinin hareketini engellemek üzere görevlendirilmiştir.(1)
Sadece Ehl-i Beyt imamlarının değil, diğer ilim ve zühd önderlerinin tavrı da ideolojik tarih okumalarını kökünden yalanlar mahiyettedir. Tabiun imamlarının kahir ekseriyeti, onlardan sonra gelen Hadis, Tefsir, Fıkıh... imamlarının kahir ekseriyetinin tavrı hep bu istikamettedir ve bütün bunlar konuyla ilgili Ehl-i Sünnet tavrını yansıtmaktadır.
İslam'ın tarihini, kaynaklarını, dününü ve bugününü böyle kesin ve keskin yargılarla, ideolojik okumalarla ve genellemelerle heyecan ve hamaset malzemesi olarak kullanmak, tarihe de hakikate de yapılabilecek en büyük saygısızlıktır!
Ehl-i Sünnet'in ne olduğunu ya da ne olmadığını merak edenlere söylenebilecek en kestirme söz şudur: İslam tarihi ve İslam medeniyeti diye bir şey varsa eğer, o, merkezinde Ehl-i Sünnet'in bulunduğu bir tarih ve medeniyettir. Ehli Sünnet'i çekip aldığınızda ortada İslam tarihi diye bir şey kalmayacağı gerçeği, Ehl-i Sünnet'in "fırkalardan bir fırka"ya indirgenemeyeceğini gösteren en çarpıcı hakikattir.
Size ezberletilmeye çalışılan şey ne kadar cazip olursa olsun, hakikatle ilişkisine bakın ve size ne kadar cazip ambalajlarla sunulursa sunulsun, hiçbir sahteliğin hakikat yerine ikame edilmesine rıza göstermeyin.
1- Bkz. ez-Zehebî, Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, IX, 392.
Ebubekir Sifil
 
Ekleme zamanı: 30.01.2010 - 13:25:55
Bu Yazı Toplam 746 Defa Okunmuştur

BU MAKALEYİ

Yazdır

Arkadaşına Gönder

Yorum Ekle
Yorumlar Bu Makaleye Toplam 1 Yorum Eklenmiştir.
Bu takım ideolojiler hakikati nasıl görecek.Ehl-i sünnetin sadece kendisini mi düşündüğünü sanıyorlar.Bazen yan yana değil,yana yana oturulur.
30.01.2010, H.Behzat Mamatoğlu
Diğer Yorum İçin
Karaman Hocanın "Var"ları ve "Yok"ları-3
Dr. Ebubekir Sifil

Günümüzde İslamî İlimler Eğitimi Müfredatı: Mülahazalar III
Talha Hakan Alp

Başörtüsünün Referans Kaynakları
Dr. Serdar Demirel

Neden Âdâb-ı Şer’iyye Yahut Problem Nerede?
M. Fatih Kaya

İslam Dünyasından Alim ve Davetçileri Ağırlamaya Devam Ediyoruz.
Ömer Faruk Tokat

Dini Yükseltmek mi, Din ile Yükselmek mi?
Murat Türker

Hanefî Mezhebinin Meşhur Metin Kitapları II
Orhan Ençakar

İmam Tahâvî Biyografisine Bir Katkı
Abdulkadir Yılmaz

Bonaparte’dan Zağlul’a Mısır’da Masonluk
Yusuf Hanif

Hayrettin Karaman Hocanın bir Fetvası Üzerine bir Değerlendirme
Ahmed Turan

Tevfîk el-Hakîm
Abdullah Zerrar Cengiz

Kelam İlmi ve İslam Akâidi Şerhu’l-Akâid İsimli Tercüme Üzerine
Tedkik Komisyonu

İKTİBAS
Şarkiyatçı Bakış Açısının Din Araştırmalarına Etkisi
Dr. Murteza Bedir

Dâruşşafaka Cd. Başmüezzin Sk. No: 1 Fatih - İstanbul
Tel: +(9)0 212 631 24 43    Fax: +(9)0 212 532 11 34   e-posta: bilgi@darulhikme.org.tr
Hesap Bilgileri: Türkiye Finans Katılım Bankası, Yavuzselim Şubesi, Daru'l-Hikme adına,
Hesap No: 263255-1
 
Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    copyright verigoo 2007