Türkçe ||عربــــي || English

 

Şifremi unuttum    Yeni üyelik       E-mail:     Şifre:    
   ANA SAYFA
   BİZE DAİR
   SEMİNERLER
   MAKALELER
   TERCÜME MAKALELER
   FAALİYETLER
   YAYINLAR
   SÖYLEŞİLER
   SİZDEN GELENLER
   İRTİBAT
Google Grupları
Darulhikme grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Tüm site içeriğinde ara
ÇOK OKUNANLAR
Rıhle Dergisinin 7. Sayısı Çıktı
İslâmî Bilincin İhyası/Ebubekir Sifil hoca
Rıhle Dergisi'nin 2. Sayisi Çıktı
İhyâu Ulûmi'd-Dîn/T. Hakan Alp
SON EKLENENLER
Karaman Hocanın "Var"ları ve "Yok"ları-2
Dil Belası
Başörtüsünün Referans Kaynakları
Karaman Hocanın "Var"ları ve "Yok"ları-3
Pakistan halkı bize bakıyor

 
Komplolar İslâm üzerinden
Müslümanlar üzerine büyük oyunlar oynanıyor. Biraz feraseti, vicdanı ve aklı olan herkes bunu görebilir. Komplonun özneleri ise hem küresel hem de yerel devlet erkleri.
Bu meyanda “irtica”, “İslâmî terör”, “El Kâide”, “Taliban”, “burka”, “başörtüsü”, “siyasal İslâm” vs. herbiri operasyonel bir kavram olarak tavzif edilmiştir.
Dünyanın Müslüman olmayan herhangi bir köşesinde sıradan insanlara, “Terör denince akla hangi din müntesipleri gelir?” diye bir soru yöneltseniz, “İslâm” cevabını alırsınız.
İslâm hâricindeki din müntesiplerinin gerçekleştirdikleri terör eylemleri dinle irtibatlandırılmaz. “İslamî terör” yaftalamasında olduğu gibi bir “Hıristiyan terörü”, “Musevî terörü”, yahut “Budist terörü”    gibi bir yakıştırmayı da göremezsiniz.
Bir yerde bir terör olgusu varsa, arkasındaki siyasi etmenlerle ele alınır. Lâkin Müslümanların sorumlu tutulduğu her terör eylemi doğrudan İslâm’la irtibatlandırılmaktadır. Bu bir tesadüf mü?
Kesinlikle hayır. Burada Müslümanlara tuzak kuranların titizlikle yürüttükleri psikolojik savaş taktiklerinin belirli ölçülerde başarılı olduğunu görmek durumundayız.  
Bunun sonucu olarak da “terör ve İslâm” arasında bir illet bağı var vehmi geniş kitlelerin zihninde yer etmiş durumdadır. Rakamlar tam aksini söylese de vehimle gerçek yer değiştirmiş bulunmaktadır.
Geçen Pazartesi Ali Ünal Zaman’daki köşesinde “Global terör politikaları ve Balyoz” başlıklı yazısında konuyla ilgili şöyle diyordu:
“Global 28 Şubat'ın hedefi güya terörü bitirmekti. Oysa FBI'ın raporlarına göre, ABD'de 1980-2005 tarihleri arasında meydana gelen terör saldırılarının yüzde 94'ünün Müslümanlarla ilgisi yokken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın raporlarına göre de, dünyada ABD'ye karşı işlenen terör suçlarının ancak % 7'si İslâm dünyasında işleniyordu. Buna rağmen, terörle savaş, "İslâmî terör"e karşı savaş şeklinde tezahür etti ve bu savaşın kod adı da el-Kaide idi.”
Bu rakamlar bile terörün İslâm’la ilintilenmesinin açıkça bir kurgu olduğunu ortaya koymaktadır. Soğuk Savaş sonrası Müslüman dünyanın hedef seçildiğini bilirsek meseleyi anlamakta fazla zorluk çekmeyiz.
Ülkemizde ise sorun daha derinlerde. Dindarlar 100 senedir “irtica” yaygarasıyla sindirildi hep. İlk irtica operasyonu sahteydi, aynen bugünküler gibi. 31 Mart Vakası elbette tarihî bir gerçektir. Ancak çıkan isyanın bir itrica ayaklanması olduğu gerçek değildir. Asker bu olayla siyasete yerleşti. Bir daha da oradan çekilmek istemiyor.
İttihatçı geleneğin devamı olan ordu içindeki çeteler ne zaman halkın iradesi iktidara yansımaya başlasa bir darbe yaptılar. Başbakan ve bakanları asmaktan da yüksünmediler.
Ak Parti iktidara geleli beri ortaya dökülen darbe planlarının sayısı ve içeriği, “Normal bir ordu içinde bu kadar darbe heveslisi nasıl barınır?” sorusunu sordurmaktadır. Hele darbe ortamı oluşturabilmek için çarşaf çarşaf medyada yayımlanan o meşum planlar yok mu, insanın kanını donduruyor.
Ordumuz, askerî olmayan hiçbir şeye güvenmiyor. Ne halkın seçtiği hükümete, ne halkın kendisine, ne de askerî olmayan yargıya güveniyor. Darbe planlayanları mahkemeye çıkarmamak için yapılanlar bunu açıkça ortaya koymaktadır.  
Ama şu hususun altını tekrar çizmek istiyorum: Darbe planlarının temel kaldıraç gücü, irtica. Vakada irtica olması gerekmiyor. Darbeciler, sarıklı cübbeli provokatörlerle askerî müzeye saldırarak bu eksiği gidermeyi planlamışlar zaten.
Yerelden küresele, pis oyunların, kanlı eylemlerin merkezine Müslümanlar yerleştirilmiş. Onları provoke edebilmek için de kutsallara pervasızca saldırı planları yapıldığı ve bazılarının icra edildiği malûm.  
Müslümanlar terör yapmaz gibi bir söylemin peşinde değilim elbette. Her terör eyleminin kendine has siyasi hedefleri vardır. Zaten bir siyasi hedefi olmayan şiddet, literatürde terör sayılmaz. Kimi müslümanlar da teröre bulaşabilir, bulaşmıştır da. Lâkin marjinal grupların eylemleri terörün asıl hedefinin Müslümanlar olduğunu gizlemez.
Serdar Demirel
 
Ekleme zamanı: 27.01.2010 - 13:03:15
Bu Yazı Toplam 549 Defa Okunmuştur

BU MAKALEYİ

Yazdır

Arkadaşına Gönder

Yorum Ekle
Yorumlar Bu Makaleye Toplam 0 Yorum Eklenmiştir.
Diğer Yorum İçin
Karaman Hocanın "Var"ları ve "Yok"ları-3
Dr. Ebubekir Sifil

Günümüzde İslamî İlimler Eğitimi Müfredatı: Mülahazalar III
Talha Hakan Alp

Başörtüsünün Referans Kaynakları
Dr. Serdar Demirel

Neden Âdâb-ı Şer’iyye Yahut Problem Nerede?
M. Fatih Kaya

İslam Dünyasından Alim ve Davetçileri Ağırlamaya Devam Ediyoruz.
Ömer Faruk Tokat

Dini Yükseltmek mi, Din ile Yükselmek mi?
Murat Türker

Hanefî Mezhebinin Meşhur Metin Kitapları II
Orhan Ençakar

İmam Tahâvî Biyografisine Bir Katkı
Abdulkadir Yılmaz

Bonaparte’dan Zağlul’a Mısır’da Masonluk
Yusuf Hanif

Hayrettin Karaman Hocanın bir Fetvası Üzerine bir Değerlendirme
Ahmed Turan

Tevfîk el-Hakîm
Abdullah Zerrar Cengiz

Kelam İlmi ve İslam Akâidi Şerhu’l-Akâid İsimli Tercüme Üzerine
Tedkik Komisyonu

İKTİBAS
Şarkiyatçı Bakış Açısının Din Araştırmalarına Etkisi
Dr. Murteza Bedir

Dâruşşafaka Cd. Başmüezzin Sk. No: 1 Fatih - İstanbul
Tel: +(9)0 212 631 24 43    Fax: +(9)0 212 532 11 34   e-posta: bilgi@darulhikme.org.tr
Hesap Bilgileri: Türkiye Finans Katılım Bankası, Yavuzselim Şubesi, Daru'l-Hikme adına,
Hesap No: 263255-1
 
Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    copyright verigoo 2007