Türkçe ||عربــــي || English

 

Şifremi unuttum    Yeni üyelik       E-mail:     Şifre:    
   ANA SAYFA
   BİZE DAİR
   SEMİNERLER
   MAKALELER
   TERCÜME MAKALELER
   FAALİYETLER
   YAYINLAR
   SÖYLEŞİLER
   SİZDEN GELENLER
   İRTİBAT
Google Grupları
Darulhikme grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Tüm site içeriğinde ara
ÇOK OKUNANLAR
Rıhle Dergisinin 7. Sayısı Çıktı
İslâmî Bilincin İhyası/Ebubekir Sifil hoca
Rıhle Dergisi'nin 2. Sayisi Çıktı
İhyâu Ulûmi'd-Dîn/T. Hakan Alp
SON EKLENENLER
Karaman Hocanın "Var"ları ve "Yok"ları-3
Karaman Hocanın "Var"ları ve "Yok"ları-2
Başörtüsünün Referans Kaynakları
Dil Belası
Pakistan halkı bize bakıyor

 
Lyon Mektubu
Fransa'daki 3. günüm. Yağmur sürekli tepemizde. Güneş arada bir bulduğu boşluktan istifadeyle hemen yüzünü göstermek istiyor. Ama yağmur bulutları bunu fark etmişçesine derhal kapanıyor ve üstümüze boşalıyor...
İki ayrı program yaptık şu ana kadar. Bugün (Pazar) üçüncüsünü yapacağız inşaallah. Aralarında Türkçe konuşma ısrarında olanlar için bile, Fransızcanın anadil konumunu elde etmek üzere olduğu bu ülkede tek problem "konuştuğunuzun" anlaşılamama ihtimali değil. "Anlattığınızın" anlaşılmaması ihtimali daha fazla ve asıl tehlikeyi de bu oluşturuyor.
Ancak gerek Fransa'da gerek başka yerlerde insanımızın eni konu bir "aidiyet" sorgulaması yapmaya başladığını görmek gelecek adına umut verici. En azından bir şeylerin gündem edilip konuşulması, birtakım meselelerin açık yüreklilikle dile getirilmesi son derece önemli bir adım...
Bugün "şiir" konuşacağız. "Şiir"in "şiar" ve "şuur"la ilgisinin izini süreceğiz. Burada (Batı'da) yaşayan insanımız için son derece önemli bir imkân şiir. Gerek aidiyetlerimizle irtibatın biricik zemini olan "dil"in inceliklerini yakalamak noktasında, gerekse bünyesinde taşıdığı diğer hususiyetler bakımından şiirin önemli bir imkân olduğu tartışılmaz.
Efendimiz (s.a.v)'in Mekke müşrikleriyle mücadelede şiirin imkân ve avantajlarından en ileri boyutlarda yararlandığı vakıası bu gerçeği teyit eden en önemli unsur olarak dikkat çekiyor. Kelimeleri delip geçen oklar gibi Kureyş üzerine yağan Hassân b. Sâbit (r.a)'in bizzat Ruhu'l-Kuds (Cebrail a.s.) tarafından teyit görmesi üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir nokta. Hassân b. Sâbit (r.a)'in Kureyş kibrinin burnunu yere sürten beyitlerinin Bedir'de melekler ordusunun yardım ve teyidine mazhar olan mücahidlerin fiilî cihadından farklı bir yanı yoktu.
Buradan, sözün, yerinde ve gereği gibi söylendiğinde en güçlü silahtan bile daha etkili olduğu, sözün gücünü küçümsemenin hayatî bir hata olacağı sonucuna varmamız gerekiyor.
İslam Dünyası'nın iç içe geçmiş ve birkaç yüzyılın biriktirdiği tortularla katmerli hale gelmiş problemlerini şiirin narin kanatları üzerine yükleyerek işin içinden sıyrılabiliriz demiyorum elbette. Söylemeye çalıştığım şey şu: Problemlerimizin hiç birisi aşılamaz değil. Yeter ki elimizde bulundurduğumuz imkânların farkında olalım ve her bir imkânı yerli yerinde kullanalım.
Lyon'da büyük bir cami yapılıyor Milli Görüş tarafından. Büyük bir ihtiyaç karşılanmış olacak bittiğinde. Bölge Başkanı Erhan Özcan kardeşimle konuşuyoruz. Diğer aciliyetlerimiz için de aynı hassasiyetle gündeme alınıp, aynı fedakârane çalışmalarla üzerine gidilmesi gerektiği noktasında hemfikir olduğumuz anlaşılıyor. Sevindirici bir durum...
Siz bu satırları okurken ben muhtemelen dönüş yolunda olacağım. Her yurt dışı seyahatinde olduğu gibi aklımın bir yarısını, gönlümün bir parçasını burada bırakarak ayrılmış olacağım. Buralardaki insanımızın samimane gayreti, kimliğini ve değerlerini muhafaza hassasiyeti, sadece kendi meseleleriyle uğraşmakla yetinmeyip Ümmet-i Muhammed'in meselelerine de el atma çabası şayan-ı takdir hususlar. Burada doğup büyüdüğü halde Fransızca yanında Türkçe ve Arapçaya da ileri derecede vakıf gençlerle karşılaşmak, meselelerimizi İslamî ilimler zemininde konuşabileceğimiz yeteneklerin bulunması az şey değil gerçekten.
Ama diyorsunuz, bu gayretler nihai noktada neye yarıyor, hangi değirmene su taşıyor?
Şuna inanıyorum: Sular şimdilik yaban ve yapay mecralarda aksa da, akış devam ettiği sürece bir gün asıl mecrasına mutlaka ulaşacak. Görelim Mevla neyler...
Ebubekir Sifil
 
Ekleme zamanı: 18.01.2010 - 12:23:13
Bu Yazı Toplam 661 Defa Okunmuştur

BU MAKALEYİ

Yazdır

Arkadaşına Gönder

Yorum Ekle
Yorumlar Bu Makaleye Toplam 1 Yorum Eklenmiştir.
Taka taka karardık ,yalan gözlüğün taka taka Gördük sandık şehri,karanlığa baka baka Bir çubuk da sen dik durma,hemen yanıbaşina Sabaha kadardır ömrü,geceden nasıl sıyrıla.
27.01.2010, H.Behzat Mamatoğlu
Diğer Yorum İçin
Karaman Hocanın "Var"ları ve "Yok"ları-3
Dr. Ebubekir Sifil

Günümüzde İslamî İlimler Eğitimi Müfredatı: Mülahazalar III
Talha Hakan Alp

Başörtüsünün Referans Kaynakları
Dr. Serdar Demirel

Neden Âdâb-ı Şer’iyye Yahut Problem Nerede?
M. Fatih Kaya

İslam Dünyasından Alim ve Davetçileri Ağırlamaya Devam Ediyoruz.
Ömer Faruk Tokat

Dini Yükseltmek mi, Din ile Yükselmek mi?
Murat Türker

Hanefî Mezhebinin Meşhur Metin Kitapları II
Orhan Ençakar

İmam Tahâvî Biyografisine Bir Katkı
Abdulkadir Yılmaz

Bonaparte’dan Zağlul’a Mısır’da Masonluk
Yusuf Hanif

Hayrettin Karaman Hocanın bir Fetvası Üzerine bir Değerlendirme
Ahmed Turan

Tevfîk el-Hakîm
Abdullah Zerrar Cengiz

Kelam İlmi ve İslam Akâidi Şerhu’l-Akâid İsimli Tercüme Üzerine
Tedkik Komisyonu

İKTİBAS
Şarkiyatçı Bakış Açısının Din Araştırmalarına Etkisi
Dr. Murteza Bedir

Dâruşşafaka Cd. Başmüezzin Sk. No: 1 Fatih - İstanbul
Tel: +(9)0 212 631 24 43    Fax: +(9)0 212 532 11 34   e-posta: bilgi@darulhikme.org.tr
Hesap Bilgileri: Türkiye Finans Katılım Bankası, Yavuzselim Şubesi, Daru'l-Hikme adına,
Hesap No: 263255-1
 
Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    copyright verigoo 2007